10 Ağustos 2011 Çarşamba

Bir Taş Attım


Hoşgeldiniz, hoşgeldiniz, buyrunuz, buyrunuz, ne iyi ettiniz de geldiniz, bloguma tıklayan elleriniz dert görmesin, bloguma tıklatan farenizi Tom'lar yemesin.

Usulünce böyle bir açılış yapmam gerekiyordu herhalde; hem bizim kültürümüzce geleni sonuna kadar hoş karşılamak vardır, hemde malumunuz toplum içinde ki hunililerden biri olarak çokta normal bir şey yapmam doğru olmazdı.

Yeni bir blog açma gereksinimi duymadım aslında, sadece açtım. Hani sorarlar ya "neden bunu yapma gereksinimi duydunuz?", "neden tarz değişikliği yaptınız ?" yaptım işte bu kadar basit. Çok uzun uzun, derin anlamlar içeren bir açıklama yapmak gereksiz olur. Elime mi yapıştı yeni bir blog açtım da, girdim yeni bir blog oluştur dedim ve bitti gitti.

Aslında gerçekten neden açtığımız bir sebebi yok. Öyle uzun uzun sizi çok düşündürecek yazılar yazamam herhalde, ya da içinde derin bir felsefe olan. Sonuçta bizler 21. yüzyılın yalnızlaşan dünyasının yalnız çocuklarıyız. Bizlere bir şeyler öğretilmiyor, bizler öğreniyoruz. En iyi bildiğimiz şey yalnızlık; ki bunu da sadece biz bilmiyoruz, sizler bilmiyorsunuz yalnızda, herkes biliyor yalnızlığı. Konuyu yine epeyce dağıttık, ruh halim ortaya çıkacak hayytt. Burada, bu mecrada her telden, her şeyden, her boktan ama sadece kendi yaptığımdan bir şeyler karalayacağım - pardon karalayacağım olmadı sanki, sonuçta klavye yazıyor neyse-. Umarım okursunuz, umarım okuturum ama umarım birileri okusun kaygısına kalmam.

                                                                                         Sevgililerle kuyuya taş atan hunili deli.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder