12 Ağustos 2011 Cuma

Belgeseli İzlerken Ağladım / Can Yücel Anısına

















Bugün 12 Ağustos 2011; bundan tam 12 yıl önce yine tarihler 12 Ağustosu gösterdiğinde Türk şiirine damga vurmuş, argoyu da şiire katmış, hiçbir zaman kıymeti bilinmemiş, Avrupa'ya açılmış en büyük Türk şairlerinden Can Yücel'i kaybetmiştik.

Hiçbir zaman kıymeti bilinmedi dedik, gerçekten de bilinmedi. Her zaman kullandığı dili, görüşleri bu ülke için aykırı olarak görüldü. Yıllarca hapishanelerde sebepsiz yere yattı. 12 Mart olayları sırasında Mao ve Che Guevara'nın eserlerini çevirdiği için içeri girdi ve yıllarca sebepsiz ve manasız yere yıllarını kodeste geçirdi. Onun içerde olduğu sıralar belgeselde de dediği gibi 3 cengaver idama mahkum edilmişti. (Deniz Gezmiş-Yusuf Aslan-Hüseyin İnan).



En uzun koşuysa elbet Türkiyede de Devrim,
O, onun en güzel yüz metresini koştu
En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak…
En hızlısıydı hepimizin,
En önce göğüsledi ipi…
Acıyorsam sana anam avradım olsun,
Ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun!












Rengahenk kitabı müstehcen olduğu gerekçesiyle toplatıldı, Deniz Gezmiş'i anlatan bir şiiri kitabı yazdı "Bir Siyasinin Şiirleri."

Can Yücel en çok babasını sevdi bu hayatta, babasıda bir siyasiydi onun ama dönemin siyasilerinden apayrıydı. Can Yücel'in eğitimi için her türlü imkanı sağladı oğluna. Cambrigde'e, Fransalara gönderdi.
Nitekim oğluda ona yakışır biri oldu. 
BBC'de spikerlik yaptı. Yine Belgeselde BBC günlerinden bir olayı anlatır ve yine o bilindik Can Yücel halindedir; "Birgün BBC'de çevrimleri yaptım Nazım'ın ölüm haberi geldi. Kahırdan arkadaşlarla içmeye gittik. Bir süre sonra tek başıma içip Nazım okuyorum. BBC'den aradılar haberleri sunmam için. Ama sızmışım, o gün sabah yayını olmadı."

Can Yücel'i anlamak o kadarda zor değildir aslında. Can Yücel'in dili sadedir, dili bizdendir, dilinde argo vardır. Öyle ki İnci Sözlükte bunu bildiği için Can Yücel'i okumayıp sadece internette duvarlarında onun güzel sözlerini, satılarını paylaşanlar için sahte şiirler yayınladılar ve kimse bunu anlamadı bile. 
Can Yücel sadedir, Can Yücel bizdendir. Onu çok fazla anlatmaya, yazmaya, çizmeye gerek yok. Herkes elbet onun bir şiirini okumuştur bu hayatta ve nasıl bir adam olduğunu anlamıştır. 

Fazla uzatmadan onun en sevdiğim şiirlerinden biriyle yazıyı tamamlıyorum; unutulmayacaksın Can Baba asla...!

Yalnızlığa dayanırım da,
    Bir başınalığa asla
    Yaşlanmak hoş değil, duvarlara baka baka
    Bir dost göz arayışıyla,
    Saat tıkırtısıyla... Korkmam..!
    Geçinip gideriz biz mutluluğa,

    Ama;
    "Günün aydın,
    akşamın iyi olsun"
    Diyen biri olmalı,
    Bir telefon sesi çalmalı,
    Ara sıra da olsa kulağımda...
    Yoksa, zor değil, hiç zor değil,
    Demli çayı bardakta...
    Karıştırıp, bir başına yudumlamak doyasıya.

    Ama:
    "Çaya kaç şeker atarsın?"
    Diye soran bir ses olmalı ya
    Ara sıra..!


*** Son olarak unutmadan, belgeselde bir kısmı daha yazayım. Can Yücel hapishanededir ve içkiye düşkündür bilindiği üzere Can Baba. Hapishanede bir arkadaşına epeyce üzüm gelir ve onlar birkaç kafadar bir olup üzümlerden şarap yaparlar. Büyüksün Can Baba


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder